Tınaztepe

KANSER TANISI ALMIŞ OLMANIN PSİKOLOJİSİ

KANSER TANISI ALMIŞ OLMANIN PSİKOLOJİSİ

 

Kanser tanısı almış olmanın kişinin ruhsallığında çok katmanlı etkileri vardır. Onkoloji tanı ve tedavi sürecinde kişiler, duygusal olarak çeşitli süreçlerden geçerler.  Hissetmek ve sorgulamak normaldir. Duygular, bu deneyimin anlamlandırılabilmesi için rehberlik ederler. Gelin beraber inceleyelim.

Kanser tanısı almış olmak gerçekliğin bir anda değişmesiyle bir şok etkisi yaratır. Bu noktada hissizleşmek ya da yoğun bir duygusal patlama yaşamak olasıdır. Sonrasındaki inkar süreci olayın duygusal yoğunluğuna bir tampon görevi görür. İnkar tepkisi, hiçbir şey olmamış gibi işe güce iyice sarılma, insanlara bahsetmekten kaçıma, yorgunluk ve hastalık ile ilgili bedenin sinyallerini küçümseme gibi görülebilir. Kişi durumla baş etme kaynaklarını güçlendirdikçe kabullenir. İnkar durumunun kısa süreli görülmesi koruyucuyken; burada takılı kalmak hastanın tedaviye uyumunu bozar. Özellikle onkoloji hastalarının tedaviye uyum sağlaması ve işbirliği yapması önemlidir.

Tanı almış olmak kişide, başta kendi bedeni olmak üzere, hayatı ve geleceği üzerindeki kontrolünü kaybetmiş olduğu hissini yaratabilir. Bununla birlikte artan belirsizlik yoğun bir kaygı yaratabilir. Yoğun kaygı anında düşünme, planlama, yönetme gibi süreçler olumsuz etkilendiğinden kişiler süreci yönetemedikleri hissine kapılabilirler. Ancak tedavi planının yapılmasıyla yukarıda bahsettiğim akut tepkiler çoğunlukla geçer. Bu aşamalarda, sağlık hizmetlerine erişim, kişinin algıladığı sosyal destek ve psikolojik sağlamlığı süreci kolaylaştırır.

Süreç boyunca görülebilecek duygusal tepkilerden biri de kişinin kendine, yakın çevresine ve kadere, sisteme öfkelenebileceğidir. Yakın çevresi tarafından sürekli teselli edilmeyi, diğerleri kendisine acıyormuş gibi deneyimleyebilir.  Bununla birlikte güçlü olma baskıları öfke uyandırabilir.

Aileye yük olma düşüncesi suçluluk getirebilir. Toplumsal rolleri eskisi gibi yerine getirememek, özellikle çok aktif bir hayat içinde olan kişiler için, işe yaramazlık düşünceleri suçlululuk uyandırabilir.

Kanser çok faktörlü bir hastalıktır. Genetik, genlerin çevreye etkileşimi, çevresel maruziyetler, yaşam tarzı, hücresel mutasyonlar, rastlantısal biyolojik hatalar gibi farklı faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar (Hanahan ve Weinberg, 2011). İnsan zihni ise olan bitene neden atfetmekle ilgili bir yönelim taşır. Bu nedenle kanserin neden olduğuyla ilgili net bir neden bulmak isteyebilir. Hastalığın neden olduğuyla ilgili çarpıtılmış düşünceler ortaya çıkabilir. Kişi geçmiş yaşam tarzı, alışkanlıkları ve stres yükü ile ilgili durumlardan dolayı kendini suçlayabilir.

Kişiler bu süreçte birçok değişikliğe ve belirsizliğe maruz kalırlar. Sağlık kaybı, kontrol kaybı, beden imgesinin değişmesi, rol kaybı ve gelecek planlarının değişmesi üzüntü ve yası beraberinde getirir. Kişi eski benin yasını yaşayarak yeni bir benlik algısı yaratır. Yeni bir anlam katmanın oluşması, hastalığın kişinin hayat hikayesine entegre edilebilmesi yaşamla yeniden farklı bir şekilde temas kurulmasıyla mümkün olur. Bu aşamalarda özellikle bir ruh sağlığı uzmanıyla çalışmak çok fayda sağlar. Psiko-onkoloji alanında biz psikologlar, yeni bir anlamın inşa edilmesi üzerinde hastalarımızla çalışırız.

Bireyler bu süreçte duygularını yaşamanın ve göstermenin hastalığın seyri için kötü olabileceği gibi fikirlere kapılabilirler. Aksine, duyguları yaşamak ve birilerinin bu duygulara tanıklık edebilmesi süreci destekler. Üzüntü, öfke veya kaygı hissetmek problem değildir.  Genellikle tek bir duyguya takılıp kalmak ya da hissizleşmek uzun vadede problem yaratır.

Yakınlarımızın desteği elbette çok temeldir ancak bir ruh sağlığı uzmanıyla kuracağımız ilişkiyi onlarla kuramayız. Özellikle kişinin geçmişten getirdiği kırılganlıklar bu duyguların yaşanıp geçmesini ve uyumunu zorlaştırabilir. Bu nedenle profesyoneller tarafından sağlanan psikolojik destek kanser tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kanser tedavisinde psikoterapinin, psikolojik sıkıntıyı (anksiyete, depresyon) azalttığı, yaşam kalitesini artırdığı, baş etme becerilerini güçlendirdiği çeşitli araştırmalarla da ortaya konmuştur (Blutz & Carlson, 2024; Sheard & Maguire, 1999; Hulbert-Williams ve ark., 2013; Gümüş, 2016; Krebber ve ark. 2014).

                                                       Uzm. Klinik Psikolog Tutku BAYRAKTAR

 

Referanslar

Bultz, B. D., & Carlson, L. E. (2024). Psychological interventions in oncology: Current trends and future directions. Current Opinion in Oncology, 36(4), 287–294.

Gümüş, S. (2016). Kanserde psikoterapi uygulamaları. Türkiye Klinikleri Journal of Health Sciences, 2(1), 1–9.

Hanahan, D. & Weinberg, R., A. (2011). Hallmarks of cancer: The next generation. Cell, 144(5), 646-674.

Hulbert-Williams, N. J., Neal, R. D., Morrison, V., Hood, K., & Wilkinson, C. (2013). The influence of psychosocial interventions on anxiety, depression, and quality of life in radiotherapy patients: A randomized controlled trial. Health and Quality of Life Outcomes, 11, 121.

Krebber, A. M. H., Cuijpers, P., van Straten, A., Smets, E. M. A., & van Harten, W. H. (2014). Mental health care for oncology patients: Contemporary perspectives on psychosocial burden and evidence-based interventions. Epidemiology and Psychiatric Sciences, 23(1), 1–7.

Sheard, T., & Maguire, P. (1999). The effect of psychological interventions on anxiety and depression in cancer patients: Results of two meta-analyses. British Journal of Cancer, 80(11), 1770–1780.

Yayınlanma Tarihi: 22.12.2025