TERAPİYE BAŞLAMADAN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER

TERAPİYE BAŞLAMADAN ÖNCE BİLMENİZ GEREKENLER

Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren hepimiz kendimizi ve çevremizi keşfetmeye çalışıyoruz. Daha doğrusu anlamlı, doyumlu ve mutlu bir hayat yaşayabilmek için -ve tabi en temelde de hayatta kalabilmek için- kendimizi tanımak, eylemlerimizin altındaki gerçek sebepleri bulmak ve çevremizde olup bitenleri anlamak durumundayız. Fakat bu keşif yolculuğu ise çoğu zaman hiç de kolay geçmiyor. Bebeklikten itibaren yaşadığımız travmalar, dönüm noktası niteliğindeki majör yaşamsal olaylar, gelişimsel çatışmalarımız ve daha birçok farklı stresör aslında çoğu zaman yönümüzü kaybetmemize ve bir kaos içinde sıkışıp kalmış hissetmemize neden olabiliyor. İşte bu noktada terapi devreye giriyor. Gerek geçmiş travmalarımız gerek ilişkilerde yaşadığımız çatışmalar gerek ise kendimizle olan savaşımız terapiler eşliğinde tıpkı karmakarışık olmuş bir yün yumağının çözülüp düzeltilmesi gibi düzelebiliyor. Ama çoğumuz terapilerden ne beklememiz gerektiğini henüz bilmiyoruz ve bu “belirsiz” görünen yolculuğa çıkmakta tereddüt ediyoruz.

 

Peki terapi yolculuğuna başlamadan önce neleri bilmemiz gerekiyor?

  1. Terapi bir süreçtir. Yalnızca birkaç seansa katılmak sorunları çözmek ve kendimizi keşfetmek için yeterli olmayabilir. Kimse tek görüşmeyle “iyileşemez”. Dolayısıyla ilk birkaç seansta somut değişimler görmek istemek gerçekçi bir hedef değildir.
  2. Terapistinizden hızlı ve aceleci geribildirimler ve sorunları çözmek için hap bilgiler istemek sürecinize fayda sağlamaz. Her ilişkide olduğu gibi terapi ilişkisinde de terapistinizin de sizi tanımak ve anlamak için belli bir süreye ihtiyacı vardır.
  3. Terapide asıl sorumluluk danışana aittir. Seans randevularına düzenli katılmak, randevu takibini yapmak, iptaller söz konusu olduğunda bunu zamanında terapiste bildirmek, en önemlisi de terapide yol kat edebilmek için terapi dışında da çabalamak danışanın görevidir. Bunların yapılmaması yalnızca danışanın hayatında etki bırakır. Çünkü terapilerde yol kat etmek için çabalamanın kazancı da terapilerde istenen noktaya ulaşamamanın bedeli de yalnızca danışana aittir.
  4. Terapide ilerleme en çok terapi dışındaki eylemlerde sağlanır. Danışan terapide ele alınan konular hakkında seanslar dışında da düşünmeli ve yer yer bu konular hakkında eyleme de geçmelidir. Her gün aynı yollardan geçerek farklı noktalara ulaşmak mümkün değildir.
  5. Terapiler kısa süreli rahatlamalara değil; uzun süreli ve daha kalıcı çözümlere odaklanır. Bu sebeple ne kadar zor ve acı verici olsa da seanslarda gerçeklerle yüzleşmek durumunda kalabilirsiniz. Dolayısıyla bazı seansların ardından rahatlamış hissedemeyebilirsiniz. Hatta birkaç gün kendinizi “olduğunuzdan da kötü” hissedebilirsiniz. Gerçeklerle sağlıklı biçimde başa çıkma kapasiteniz geliştikçe bazı durumların eskisi kadar zorlayıcı olmadığını da görebilirsiniz.
  6. Terapiye başlamak güçsüz, başarısız ya da hasta olduğunuz anlamına gelmez. Hayat, inişleri ve çıkışları olan karmaşık bir yoldur. Travmalarımızı iyileştirebilmek, kendimiz için en doğru kararları verebilmek, sınırlarımızı çizebilmek, bize zarar veren şeylerden vazgeçebilmek ya da kendimizin en iyi versiyonu olabilmek adına terapiye başlamak aslında çoğumuzun ihtiyaç duyabileceği bir şeydir. Yardıma ve desteğe ihtiyaç duymak son derece insani bir durumdur. Bunu fark edip kendimiz için bir adım atmak ise biz ne kadar tam tersine inanıyor olsak da özgüvenli ve cesaretli bir eylemdir.
  7. Herkesin hayatında utandığı detaylar ya da kimsenin bilmediği sırlar olabilir. Fakat terapilerde tamamen dürüst olmak oldukça önemlidir. Terapistiniz hikayenizin en özel detaylarını bilmediği müddetçe size gerçekten yardım edemez. Bu da terapideki gelişim düzeyinizi ciddi oranda düşürür.
  8. Terapinin en önemli ilkelerinden biri “gizlilik” ilkesidir. Yani anlattıklarınız her zaman terapi odasında kalır. Yalnızca iki durum terapideki gizliliği bozar; kendinize ya da bir başkasına yaşamsal risk oluşturacak biçimde zarar verme niyeti içinde olmak. Böyle bir durumda terapistiniz bu konuyu yetkili merciler ve ilgili kişilerle paylaşma noktasında kanunen sorumludur. Fakat hemen hemen herkes zorlu durumlar karşısında “ölsem de kurtulsam” diye düşünebilir. Bu düşünce o durum karşısındaki çaresizliğimizi göstermektedir. Sağlıklı başa çıkma yollarını öğrendikçe bu düşünce zamanla geçecektir. Dolayısıyla bu düşünce terapilerdeki gizliliği tehdit etmez.
  9. Terapiden istediğiniz an çekilebilirsiniz. Belki gerçeklerle yüzleşmek sizi zorlamış olabilir, terapistinizin bir tutumu hoşunuza gitmemiş olabilir, süreç gözünüze uzun ve zorlu gözükmüş olabilir,.. Sebep her ne ise final kararı vermeden önce terapiyi bırakma arzunuzu terapistinizle paylaşmak sizin açınızdan daha faydalı olabilir.
  10. En nihayetinde duygusal olarak zorlanmanıza rağmen sabır ve istikrarla terapiye devam etmek zorluklarla başa çıkma becerinizi geliştireceğinden daha sağlıklı bir birey olmanıza yardımcı olabilir. Nasıl ikili ilişkilerde karşı tarafı anlamak zaman ve sabır istiyorsa kendimizi tanımak da zaman ve sabır ister. Sürecin zorlu ve sancılı geçmesi çoğunlukla beklenen bir durumdur; kişiye özel bir durum değildir.
  11. Size en uygun olan terapisti bulmak her zaman kolay olmayabilir. Her terapistin eğitimi, yaklaşımı, kişisel özellikleri birbirinden farklıdır. Dolayısıyla geçmişte yaşadığınız kötü bir terapi deneyimi tüm terapistlerle aynı noktaya geleceğiniz anlamına gelmez. Terapistinizi seçerken bazı basit konulara dikkat edebilirsiniz; örneğin terapiye başlamadan önce terapistinize eğitimlerini ve diplomalarını sorabilirsiniz (Psikoloji lisans mezunu olup klinik psikoloji üzerine yüksek lisansını tamamlamış bir terapistle çalışmaya başlamanız tavsiye edilmektedir)
  12. Terapistiniz sizden yaşça küçük ya da büyük olabilir. Sizden farklı bir cinsiyette, ırkta, dini ve siyasi görüşte olabilir. Terapistinizin sizi daha iyi anlayabilmesi için sizinle benzer özellikler taşıması ya da benzer durumlarda olması gerekmez.  Bunların hiçbiri terapi sürecinizin verimliliğini etkilemez. Profesyonel biçimde mesleğini yürüten her terapist, birçok farklı durumdaki birçok farklı insana yardımcı olabilmek üzerine eğitilmiştir. Terapistiniz kendi kişisel duygu ve görüşlerini sürecinize yansıtmamakla yükümlüdür.
  13. Terapilerin gerçekten işe yarayıp yaramadığı hakkında sorularınız olabilir. Uzun yıllardır yürütülen birçok bilimsel çalışma terapilerin etkililiği hakkında birçok olumlu bulguya ulaşmıştır. Ailenizden size aktarılan ve bazen de öğretilen toksik duygu, düşünce ve davranış örüntülerini kırmış olmak, yeni nesillere aynı toksik örüntüleri aktarmamak anlamına gelmektedir Bu konuda daha derin bilgilere ulaşmak için bilimsel makalelere göz atabilirsiniz.
  14. Terapiler SGK kapsamında yer almıyor ne yazık ki. Terapistler de yaşam boyu kendilerini güncel tutmak ve farklı danışanlara etkili biçimde yardımcı olabilmek adına birçok pahalı eğitimden geçmek durumunda kalıyor. Dolayısıyla kaliteli bir terapi sunabilmek adına büyük maliyetler altına giren terapistler de duruma göre yılda birkaç kez ücret güncellemesi yapabiliyor. Terapi süreci kendinize yapacağınız  belki de en önemli yatırımlardan biridir ve terapi sayesinde elde edeceğiniz kazanımlar hayat boyu sizinle birlikte kalacaktır. Bugün başlayacağınız terapi yolculuğu geleceğinizi şekillendirmenize yardım ederken geçmiş ve şuan ile barışmanızı da sağlayacaktır.
  15. Son olarak terapistinize güvenmek ve kendinizi akışa bırakmak süreci daha olumlu şekilde ilerletecektir. Terapistiniz söylediği her cümleyi objektif bir biçimde ,dikkatli bir gözden geçirme sürecinin ardından ve sizin iyiliğinize olacağını hesaba katarak dile getirir. Dolayısıyla size uysa da uymasa da söylediklerini kendi eleştirel süzgecinizden geçirmeniz ve kendinize farklı perspektiflerden bakmanız terapi sürecinin çok önemli bir kısmını oluşturur.

 

 

                                                                    Uzm. Klinik Psk. Elif BAŞÇELİK YAVUZ

Psikoloji

Yayınlanma Tarihi: 25.07.2023